Mplus Türkiye, veri egemenliğiyle yapay zekâda yeni dönem

Mplus Türkiye, veri egemenliğiyle yapay zekâda yeni dönem

Yapay zekâ kullanımının şirketlerde hızla yaygınlaşması, hassas verilerin güvenli biçimde işlenmesini ve kurumların veri üzerindeki kontrolünü korumasını kritik hale getiriyor. Veri egemenliği yaklaşımı, şirketlerin hassas verilerini ülke dışına çıkarmadan yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmasına, veri güvenliğini güçlendirmesine ve regülasyonlara uyum süreçlerini daha kontrollü yönetmesine imkân tanıyor. Mplus Türkiye, veri egemenliğini müşteri deneyimi ve yapay zekâ çözümlerine entegre ederek özellikle hassas verilerin yoğun olarak işlendiği sektörlerde güvenli, kontrollü ve sürdürülebilir yapay zekâ kullanımına yönelik çözümler sunuyor.

Yapay zekânın kurumların operasyonlarına hızla dâhil olduğu dönemde veri güvenliği, teknoloji yatırımlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Mplus Türkiye CTO’su Erçin Öztuncel, veri egemenliğinin şirketlerin verilerinin nerede tutulduğu, nerede işlendiği, kimlerin erişebildiği ve hangi hukuki çerçeveye tabi olduğu konusunda kontrol sahibi olmasını ifade ettiğini söyledi. Müşteri görüşmeleri, çağrı kayıtları, finansal bilgiler, çalışan verileri ve ticari sırlar gibi hassas içeriklerin yapay zekâ sistemlerinde işlendiğine dikkat çeken Öztuncel, verinin teknolojiyle nasıl buluştuğunun kullanılan yapay zekâ modeli kadar önemli hale geldiğini vurguladı.

“Verinin kontrolünü korumak yapay zekâ kullanımının ön koşulu haline geliyor”

Yapay zekâ uygulamalarında verilerin kurumun kontrolünde veya belirlenen yerel altyapılarda tutulmasıyla, veri akışının daha güvenli ve kontrollü bir şekilde yönetilmesini sağladığını söyleyen Öztuncel, şirketlerin verilerini ülke dışına çıkarmadan yapay zekâ teknolojilerinden yararlanabilmesinin güvenlik politikalarını teknoloji süreçlerine daha etkin biçimde uygulamalarına olanak tanıdığını söyledi. Erişim ve veri akışlarının kontrol altında tutulmasının yapay zekâ yatırımlarının güvenli biçimde ölçeklendirilmesine katkı sağladığını belirten Öztuncel, “Bizim için önemli olan, yapay zekânın sunduğu verimlilik ile veri güvenliği arasında bir tercih yapılmaması. Bu nedenle çözümlerimizi geliştirirken verinin kaynağında korunmasına, erişim yetkilerinin kontrol altında tutulmasına ve sektör regülasyonlarına uygun mimariler kurulmasına odaklanıyoruz” diye konuştu.

Veri egemenliği Avrupa mevzuatıyla birlikte daha stratejik hale geliyor

Avrupa Birliği’nin yapay zekâ alanındaki düzenlemelerinin şirketlerin teknoloji yatırımlarına bakışını değiştirdiğine dikkat çeken Öztuncel, veri egemenliğinin EU AI Act ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Avrupa’daki düzenleyici yaklaşımın güvenlik, şeffaflık, insan gözetimi ve risk yönetimini yapay zekâ kullanımının temel unsurları haline getirdiğini ifade eden Öztuncel, “Veri egemenliği, verinin mutlaka Avrupa’da tutulması anlamına gelmiyor. Asıl mesele, verinin nerede işlendiğinin, kimlerin erişebildiğinin ve hangi hukuki güvenceler altında hareket ettiğinin kontrol edilebilir olması. GDPR kapsamında kişisel verilerin Avrupa dışına aktarılması belirli hukuki mekanizmalara ve güvencelere tabi. Türkiye’de de yurt dışına veri aktarımına ilişkin düzenlemeler bulunuyor. Avrupa ile iş yapan şirketler açısından bu yaklaşım, mevzuata uyumun yanı sıra uluslararası iş ortakları nezdinde güven oluşturmak açısından da önem taşıyor” dedi.

“Regüle sektörlerde yapay zekâ için güvenli alan oluşturuyor”

Bankacılık ve sigortacılık gibi yüksek miktarda hassas veri işleyen sektörlerin yapay zekâdan önemli değer üretebileceğini belirten Öztuncel “Veri egemenliği bu sektörlerde teknoloji kullanımını kolaylaştırıyor. Bankacılık ve sigortacılıkta müşteri hizmetleri, çağrı merkezi operasyonları, doküman analizi, çalışanlara gerçek zamanlı destek ve müşteri deneyiminin kişiselleştirilmesi gibi alanlarda yapay zekânın önemli verimlilik fırsatları sunuyor. Bu fırsatlardan yararlanırken müşteri bilgilerinin ve finansal verilerin güvenli ve kontrollü biçimde işlenmesi önem taşıyor. Bu noktada veri egemenliği, şirketlerin yapay zekâ uygulamalarını güvenlik ve uyum gereksinimleriyle daha geniş operasyonlara taşımasını kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.

“Kamu kurumları için veri egemenliği stratejik önem taşıyor”

Veri egemenliğinin kamu kurumları açısından da kritik bir başlık olduğunu belirten Öztuncel, “Kamu kurumlarının elindeki veriler, vatandaşlara ilişkin bilgilerden kurumsal ve operasyonel verilere kadar geniş bir alanı kapsıyor. Bu nedenle kamuda yapay zekâ kullanımını değerlendirirken teknolojinin ne kadar güçlü olduğundan önce verinin nasıl korunduğuna bakılması gerektiğini düşünüyorum. Verinin nerede tutulduğu, hangi sistemlerde işlendiği, kimlerin erişebildiği ve yapay zekâ modelleriyle nasıl etkileşime girdiği açık biçimde yönetilmeli. Veri egemenliği yaklaşımı, kamu kurumlarının yapay zekâdan yararlanırken veri üzerindeki kontrolünü korumasına yardımcı olacak önemli bir çerçeve sunuyor” diye konuştu.

“Türkiye’de yapay zekâ yatırımlarında veri yönetimi dönemi başlıyor”

Türkiye’de şirketlerin yapay zekâya yönelik ilgisinin güçlü olduğunu ancak teknoloji yatırımlarının veri yönetiminin daha dikkatli bir şekilde ele alması gerektiğini söyleyen Öztuncel, “Şirketlerin yapay zekâ yatırımlarında ‘hangi modeli kullanalım?’ ile birlikte ‘verimizi hangi koşullarda, nerede ve hangi kontrol mekanizmalarıyla işleyelim?’ sorunu da sorması gerekiyor. Avrupa ile çalışan Türk şirketleri bu dönüşümden doğrudan etkilenecektir. Avrupa pazarında faaliyet gösteren veya oradaki şirketlerle iş yapan kurumlar için veri koruma, güvenlik, şeffaflık ve yapay zekâ yönetişimi beklentileri daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle veri egemenliğini bugünün bir uyum konusu olarak değil, gelecekteki iş ilişkilerini ve teknoloji yatırımlarını şekillendirecek stratejik bir başlık olarak görmek gerekiyor” dedi.

Veri egemenliği rekabet avantajına dönüşüyor

Yapay zekâ alanında rekabetin önümüzdeki dönemde yalnızca en gelişmiş modele erişim üzerinden şekillenmeyeceğine dikkat çeken Mplus Türkiye CTO’su Erçin Öztuncel, şu ifadeleri kullandı: “Şirketlerin yapay zekâyı kendi veri politikaları, güvenlik standartları ve faaliyet gösterdikleri pazarların regülasyonlarıyla uyumlu şekilde ölçekleyebilmesi önemli olacak. Veri egemenliği şirketlerin kritik verileri üzerindeki kontrolü güçlendirirken, farklı pazarlardaki gerekliliklere daha esnek yanıt vermelerini sağlıyor. Biz yapay zekânın geleceğini, verinin kontrolünü koruyarak teknolojiden maksimum değeri üretmek üzerine kuruyoruz. Güvenli, kontrollü ve regülasyonlara uyumlu yapay zekâ altyapılarının önümüzdeki dönemde önemli bir rekabet avantajı sağlayacağına inanıyoruz.”